|
|
DEPREM
- Bir
Yorum Yazısı -
Jeo. Müh. Mustafa Taştan
- Nisan (2001) ayında deprem
olacak, söylentilerine karşı bir yazı-
Öncelikle 17 Ağustos
deperimi ve onu takip eden kasım ayındaki düzce depremi ile büyük
bir enerji boşalımı olmuştur. Enerjinin tekrar birikebilmesi için,
uzunca bir zamana gerek vardır.
İlimsel metodları ve
bulguları irdelemeden önce; kısa bir fikir jimlastiği de yapalım;
İlahi kanunlarla, ilim çakışmaz... Çünkü, tüm alem ve içerisindeki
herşey bir sistematiğe göre hareket eder. Herşey de bir denge,
heerşey de bir sistemetik vardır. Eğer öyle olmasaydı; bilimin de
geçerliliği olmazdı. Bilim; bu ilahi kanunları bulmaya, araştırmaya
çalışır. Bulduğu zamanda, bunu belli bir sistematiğe oturtur.
Çünkü, alemde herşey belli bir sistemetiktedir. Var olan şeyleri
bulan bilim, bunu isimlendirerek, uzmanlık haline getirir. Dünyada
herşey bir dengede ise ki; mesela yerçekiminden, havadaki gazlara
dek; herşey bir dengededir. İşte ilim bu dengeleri bulur ve
metodlandırır.
İlahi kudret, bu
dengeleri her daim, sabit tutmuştur. Bazen, beklenenden daha önce ve
sonra gelişen olaylar, İlahi kudretin isteğiyle olmakla beraber;
bilim bu gibi durumlara da, "anormal" durumlar der.
Tüm alemde herşey bir
sistematiğe oturmuşsa, ve ilim de bu sistematiğe göre çalışıyorsa;
deprem sistematiği de, bu dengeler bağlamında düşünülmelidir.
Kuzey Anadolu Fay hattı,
yıllardır inceleme konusu. Araştırmacılar, yılların getirdiği
birikimlerle, Kuzey Anadolu Fay (KAF) hattının karakteristik özelliklerinin
büyük kısmını çözmüşlerdir. Zaman zaman çok komplex olan bu
zone, değişiklikler gösterse de, sabit karakteristlik özellikleri
vardır.
Büyük bir depremin
olabilmesi için; kırık zonelarda, büyük bir enerji birikiminin
olması gereklidir. Yani depolanmalı, durağan olmalı(potansiyel
enerji). İşte bu enerji türü de, gerilmelerle ve itilmelerle, bünyesindeki
enerjiyi harekete geçirmeli ki bu da kinetik enerji olarak, yansıya
bilsin... Bu bağlamda, bir enerjinin depolanması için, zamana
ihtiyaç yok mudur? Eğer herşey bir sistematiğe göre işliyorsa ki
işliyor; o halde zaman bu konuda elzemdir.
KAF üzerinde bir çok
aktif (diri) tali faylarda mevcut. Bu tali fayların zaman zaman
hareketlenmesi ve local depremlere yol açması olagandır. Ama hiç
bir zaman bu depremler, ne ağustos- ne de kasım depremleri gibi
olamaz.
Marmara Denizinde bir çok
sönmüş fayın yanında diri faylarında olduğu, Marmara
denizindeki araştırmalardan önce de biliniyordu. Keza son araştırmalar
ki -KAF'ın maramara denizindeki uzantısını tesbit için yapılan -
marmarada diri fayların hala mevcut olduğunu bildiriyor. Gerçi,
Marmara denizindeki fay haritasına vakıf değilim ama öğrendiğim,
araştırdığım ve duyduğum söylemler bu yönde... Bu bağlamda;
marmara denizi içerisinde zaman zaman depremlerin olması kaçınılmazdır.
Galiba,son olarak, 24 marttaki deprem gibi... Ama sanırım bu
depremlerde, 3.5-4.5 arasında cerayan eden depremler olur.
İstanbul'un olduğu
yerde, diri hiç bir fay yok. Bu da, demektir ki, bölge olarak İstanbul'da,
istanbul'a has bir deprem olmaz. Marmara da, aktif faylar ve -
muhtemelen KAF'ın da uzantısı- olduğuna göre, Maramara denizinde,
depremler kaçınılmazıdır. Marmara içerisinde olan bir depremde,
deprem dalgalarını, gerek kayaçların soğurtması, gerekse denizin
absorme etmesiyle, daha da küçülteceği de, düşünülmelidir. Üstelik,
İstanbul, sağlam kayası ile şanslıdır. Çünkü, çok eski kayaçlardan
teşekkül etmiş bir İLdir. O halde, deprem dalgalarının bu sağlam
kayaçlardaki absormesini de unutmamak gerek...
KAF'ın yol açacağı,
Marmara'daki bir deprem, uzun bir zamana ihtiyaç duymaktadır. İstanbul'da, 1999'a dek; öyle bir büyük deprem hatırlayan
var mı acaba?!
İstanbul'da olagan Marmara denizi içerisindeki depremler olacaktır.
KAF'ın meydana getireceği depremde, zamansal periyotunu tamamlamalıdır.
Eğer KAFın marmaradaki uzantısı, tetiklenmiş olsaydı; sanırım
ağustos ve kasım99 depremlerinde tetiklenmeliydi.
Kısaca, depremlerin oluşa
bilmesi için bir enerji birikimin olması ve bu enerji birikiminin de
boşalması gerek. O halde, enerjinin birikmesi için de uzunca bir
zaman ihtiyaç vardır.
Bunun yanında,
depremlerde belli bir sistematiğe göre hareket etselerde, bazen
beklenenden, daha önce depremler olabilmektedir. Yani, henüz bilim
bu sistematiğe tam hakim değil. Hakim olunan nokta ise, zaman...
Çeşitli bilim adamları
muhtemel bir Marmara depreminin olması için daha uzun bir zaman
ihtiyaç olduğu konusunda hem fikirler. Yalnızca, tek sorun;
"anormallikler."
Eğer anormallikler
olmasa, bu sürenin uzun bir süre olacağı konusunda hemfikir sayısı
fazla... Bilgisine ve deneyimine güvendiğim ilim adamlarından
Prof.Dr. Aykut Barka'ya göre,- eğer anormallikler olmasa - muhtemel
maramara denizi depremi, en erken 30 yıl.. ( A. Barka, şiddet olarak
7 civarı desede, ben bu denli büyük olacağını sanmıyorum) Zaten
İstanbul'da görünen yıkıcı deprem 100 yıl öncesine dayanıyor.
Demekki, muhtemel depremi, 30-100 yıl arasına da yaymak mümkün...
Bilgi ve deneyimine güvendiğim
benim tez yönetim hocam ve bir çok konuda fikir alış verişinde
bulunduğum Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise, bu depremin, yıkıcı
olmayacağını savunuyor ki, kuvvetli bir deprem olacağını söylüyor.
Ama İstanbul için, bir 17 Ağustos beklemiyor. Ş. Üşemezsoy'un
jeoloji biliminde, yüksek bir deneyime, zekaya sahip olduğunuda,
birebir yaşayan biri olarak, bildirmek isterim. Keza, gerek Prof. Dr.
C. Şengör, de yukarıda saydığım görüşler gibi,bunun zamana yayıldığını
bildiren hocalardan...jeofizikçiler, Doç. Oğuz Gündoğdu, Prof.
Ahmet Tezcan da aynı fikirleri savunan bilim adamları... Bir
anormallik olmasa, bu sürenin uzun bir süre olduğunu söylemekteler.
Yani süreyi 30 yıl ve
yukarı olarak düşüne biliriz. Ama anormaliğe sebeb olacak
arabistan ve afrika levhalarının aşırı aktiviteleri ile anadolu
levhasını itmeleri, bir gerilmeye neden oalcaksa da, bunu 30 yıldan
aşağı çeksek; yine de bu tarih 5 nisan 2001 olmaz sanırım!
"Zhonghao Shou"
denilen şahıs; Çinlilerin uyguladığı gökbilim ile depremleri
tahmin esasına dayanan, bilimsel olmayan, tekniğini uygulayan
biri... Çinliler bu tekniği uygularken, ülkelerinde meydana gelen yüzlerce
depremden yalnızca bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda depremi
tahmin edebilmişlerdir. Keza Japonlar ki dünyadaki depremle
ilgili her veriyi değerlendirirler; bu tekniği araştırma konuları
yapmışlar ve hiç bir mesneti ve bilimsel tutanağı olmadığından,
terk etmişlerdir. Şimdi, Zhonghao Shou denilen şahıs, ve o şahısla
popülerite elde etmek isteyen bir kişi; böyle bir safsata ile karşımıza
çıkmışlarıdır.
...
Depremi bilmek, depreme
önlem almak ve ona göre yaşamak, devletten, halka kadar herkesin
üstüne düşeni yapmak zorundadır.
Türkiye deprem bölgesi,
bu unutulmamalıdır.
Ama alem bir sitematiğe
göre işliyorsa ki işliyor, deprem falan bu aralar İstanbul'da
olmaz. ( Local depremleri kastetmiyorum)
Sismik Kesit Hatları
Bazı Linkler:
www.insankaynaklari.gokceada.com/mustafa/jeoloji.html
www.istanbul.edu.tr/eng/jeoloji/index.htm
www.mta.gov.tr
www.seismicnet.com
Köşe Yazıları Anasayfa
[Anasayfa]
[ Seçil
Taştan ] [ İnsan
Kaynakları Yönetimi ]
[ Yönetim
ve Organizasyon ] [ Araştırmalarım
] [ Organizasyonel
Davranış ]
[
Makaleler
] [ Köşe
Yazıları ] [ Akademik
Takvim ] [ Örnek
Sınav Soruları]
[ Sınav Sonuçları
] [ Akademik
Ders Planı ] [ Kitaplık
]
[Linkler] [ Misafir Defteri
]
İnfo
: seciltastan1@yahoo.com
Bu
siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına
uygun olacaktır.
|
|