IDE

 

KARBON  ( Kader)


Hayat dinamik bir biçimde akıyor. Bu dinamik içinde, insanoğlu ne kadar dinamik olursa olsun; bazen belli “bilinmeyenlerin” de yardımına muhtaç oluyor...
Hiç kimse, bazı şeyleri yorumlayamaz. O şeyler yorumsuzdur.
İnsanının hayatında, tesadüf denilen, şeyler her daim olur. Ama bu tesadüf denilen şeyler aslında ne kadar “kendiliğinden gelişmiş, öylesine olmuş” bir şeydir! Hiçbir şey, öylesine olamaz! Çünkü, madem dünya ve içersindekiler belli bir prensibe göre hareket etmek de, o halde, öylesine- birden bire-kontrolsüz, bir şeyin oluşmasına da imkan yoktur... Madem bu “alem” bir matematiksel prensibde işliyor; o halde, her şey de, bir prensip bağlamında olmakta...
Yani biz buna çoğu zaman “kader” diyoruz... Evet, kader denilen şey vardır ve her anımıza tahakkuk etmektedir. Kader bağlamında çok şey söylenebilir, yazılabilir. Kader denilen olgu, şimdiye dek tam anlamıyla çözümlenememiş; ama bilinen bir gerçek olarak da hep var. Şimdi Yüce Yaratıcı benim kaderimi böyle yazmış; ben ne yapayım, felsefesi, kolaya kaçış ve suçu bir yerlere atma çabasıdır.

  • - Eee Allah benim böyle olacağımı biliyordu; o zaman benim ne suçum var?...

Gibilerden, soru ve kendince cevaplarda, gerçekten uzak, yine işlenen amelleri, bir yerelerin üstüne bırakma çabasıdır.
Evet, Allah, bir insanın ne olacağını gayet iyi biliyor; çünkü, Allah için, yer-zaman mefhumu olmadığından, her şeyi ama herşeyi bilir ve görür.
Bir insanın hayatındaki dinamikleri iyi kullanması için, hayat dinamiğini de iyi analiz etmiş, olması gerek...
Şimdi, bir insan “hırsızlık” yapıyorsa bu kaderi değil, kendi istediğidir; haa Allah, o insanın hırsızlık yapacağını da bilir, ama onu kader olarak yazmamıştır. Yaratıcı, insana birkaç seçenek sunmuştur; işte burada akıl-nefs-yürek bağlamını kullanır insan; ister fenaya sapar, ister iyiye... İyiye de sapsa, fenaya da, bu kendi iradesinde gelişmiş ama Allah tarafından da bilinir.
...
Tabiki Kader bağlamında, iyiye yönelmeye çalışan bir insan, ister istemez iyi şeylerden de yararlanmak ister. İşte bu bağlamda, yardımcı kuvvet olan o bilinmeyen vardır. Ve doğru zamanda, doğru yerde olmak... Bu kural her nedense her zaman geçerlidir!
...

Şimdi iki insan düşünün; aynı statüde, yetenek ve bilgide... Biri hep iyiye, bilgiye yönelme çabasında, diğeri fena işler yapmasa da, etliye-sütlüye de karışmayan biri... İşte, ben bunu Karbon'a ( C ) benzetirim... Kömür ve Elmas arasındaki bağlamda hep düşünürüm. Şimdi, düşünün, kömür ve elmas, ikisinin de kimyasal elementi karbon ( carbon, C )’ dur. Ama biri doğru zamanda, doğru yerlerde bulunduğundan, % 100 karbonlaşarak, “Elmas” olmuştur; diğeri “kömür” olarak kalmıştır... Ve ikisinin kullanım amaçları ve değeri farklılaşmıştır. İkisi de karbon kökünden olmasına rağmen, elmas kömürün; kömür elmasın işini yapamaz...
Ve işte, o düşündüğümüz iki insan da, bu şekilde, statüleri değişen; değiştikçe de farklılaşan, insanlar oluvermişlerdir. Belki kaba bir anlatım ama, bunu düşünerek, derinleştirmek de bizim elimiz de...
...

Evet, tesadüfler hayatımız boyunca hep olacaktır; bu yaşanan hayat dinamiğinde, bir şeylerin sebebiyle, tesadüf dediğimiz ama tesadüf olmayan şeyler hep zuhur edecektir.
...

Aslımızı bilerek, ruhumuzu-beynimizi ve nefsimizi terbiye ederek, % 100 sufileşelim. Ya elmas, ya kömür olmak, aslında biraz da bizim elimiz de sanırım!
...

Umarım, doğru zamanda, doğru yerde bulunmamızı iyi değerlendiririz! Her zaman, güzellikleri alarak, bilerek, görerek, yaşarız... ve umarım, umduğumuza nail olabiliriz ve "her zaman, doğru yerde ve doğru zamanda hep oluruz!"

10.02.2001
M.Taştan

(ÖZGEÇMİŞ) /(ŞİİRLER) / (FOTOGRAFLAR) / (DENEMELER) / (SEVMEYE DAİR) / (MALATYA) /
 (
CONTEMPLATION) / (GÖKÇEADA) / (JEOLOJİ) / ( LİNKLER)
ANASAYFA